SinemaVideo
Trend

Kadını solduran dişliler

"Dişliler ve civata dünyasından bir aşk hikayesi..."

Dişliler ve civata dünyasından bir aşk hikayesi…”

Filmin açıklamasını böyle. Tam adı “Invention of Love.” Yönetmeni Andrey Shushkov.

2010 yapımı. Yaklaşık 10 dakikalık bu kısa animasyonu izlerken bıraktığı ilk izlenim, günümüz aşkının nasıl mekanikleştiği oluyor. Filmin ilk sahnesinde kahramanımız kahredici bir hüzün içinde elindeki gülü koklamaktır. Şu soruyu sorarız: “Neden bu haldesin?” Evet anlatılan bir aşk hikayesidir, peki ya sonu?

Çelişkiyi filmin başında yakalarız. Dolunaylı bir gece, gülleri koklayan kadın… Atının üstündeki günümüz prenslerinden… Fakat beyaz atlı değil, at da mekanik. Masalın 21. yüzyıl görünümü adeta. Ve dolunaylı bir gecede başlayan aşk. Evlilik ve gene mekanik bir balonla tatil. Balayı diyelim biz ona.

Evlerine döndüklerinde mekanik olmayan tek şey güldür. Kadın bütün dünyasının -dışarısıda dahil buna- dişli ve civatalarla çevrilmiş olduğunu görür. Gül de solmaya başlamıştır, gülle birlikte kadın da.

Doğal gülün yerinde artık bir mekanik çicek vardır. Yapay bir dünyada doğallık yaşar mı? Kadın da yaşayamaz ve ölür. Artık kadın da adamın ellerinde canlanmış bir makinedır. İşte size bir adamın hüznü…

Bugüne bakalım sizce de öyle değil mi? Doğal olan her şeyi kaybetmiyor muyuz? Aşklar piyasalaştıkça, kadını mekanik görüyor ve öldürüyoruz. Her gün, yeniden…

Film konuyla birlikte görsel ve işitsel olarak da bir zeka ürünü. Animasyon gayet incelikle hazırlanmış. İzlerken Tim Burton havası uyandırıyor. Fakat Shushkov, bu filmiyle Tim Burton’dan daha keskin, daha sert, daha eleştirel. Ama Burton sevenler bu filmi de mutlaka seveceklerdir.

Müzikleri de görsel zenginliğe bir işitsel zenginlik katıyor. Gerçekten o duyguyu hissediyorsunuz. Müzikler Polina Sizova ve Anton Melnikov’a ait. Violensel sevenler içinse Anna Gudkova’nın müthiş perfomansı devreye girmiş.

Şimdi biz düşünelim, ya bizim aşklarımız nasıllar? Sizce de biraz dişli ve civata dünyasından değiller mi? Belki biraz da yağ katabiliriz kanımca…

Bora Doğu Yalçın

En büyük hayali, aydınlanma filozoflarıyla bir masada buluşmak. Saate bakmayı sevmez. Zamanın efendisi olmaya çalışır. Zamana katlanabilmek ve ölmemek için yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu